Güçlüyü Güçlendirmek

Kimseden yardım almadan yemek yemeyi başaran çocuk, bu davranışıyla ailesine mutluluk yaşatmanın yanında başarı duygusunun keyfini de sürmeye başlar. Bu taze özgüvenin varoluşu ne yazık ki bazen tehlikeye girer, çünkü ailesi çocuğun yemek yerken sol elini kullandığını fark etmiştir ve bu durumun “çocuğum büyük ihtimalle solak olacak” boyutunda bir farkındalık olarak kalmasına izin vermez. Bundan sonraki süreç ailenin çocuğa sağ elini kullanması için baskı yapması şeklinde devam edecektir. Çocuk, sol elini kullanarak gayet güzel bir şekilde karnını doyururken; sağ elini kullanmaya çalışmasıyla yemeğin etrafa dökülmesi, karnının doymaması, başarısızlık duygusu ve bıkkınlık gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Ailesinden duyduğu azar da cabası.

Hayatta enerjimizi ve zamanımızı hep zayıf yönlerimizi güçlendirmek için harcadık, büyük oranda harcamaya da devam ediyoruz. Zayıf derslerimiz için özel dersler alırken iyi olduğumuz ders ile ilgili kendimize yatırım yapmak aklımıza gelmedi. Bizim aklmıza gelse bile ailemize bunu anlatamadık. Öyle ya; matematiği zayıf olan bir öğrencinin ya da fen bilgisi dersinde sınıfın gözdesi olmayan bir çocuğun neyineydi sporla uğraşmak, müzik aleti çalmak ya da şiir yazmak! “Sen önce sınıfın en iyisi ol bakalım, sonra vaktin kalırsa oynarsın topunu, çalarsın sazını.”

Okul hayatı geçti gitti ama düzen değişmedi. İş hayatındaki durum da çok tanıdıktı bize. İyi yaptığımız işler fark edilsin diye çok bekledik, istedik ki zaten sıkıcı olan iş hayatında az da olsa mutlu olalım. Derdimiz müdürün gözüne falan da girmek değildi hani, zaten çok da sivrilmemek lazımdı, sevilmezdik sonra iş arkadaşlarımız tarafından. Çocukken duyamadığımız ‘aferin!’i arıyordu hala içimizdeki çocuk belki de. Olmadı yine. İş performansımız değerlendirildiğinde düşük puan aldığımız yetkinlikler yüzümüze vurulurken gerçekten iyi olduğumuz yetkinlikler için yeteri takdiri göremedik.

Özetle, zayıf yönlerimizi çok iyi seviyeye getirmek için çalışırken güçlü yönlerimizi kaçırdık hep.

Bu yazdıklarımızdan sonra “Peki, zayıf yönlerimizi geliştirmeyecek miyiz?” sorusu aklınızdan geçmiş olabilir. Zayıf yönlerimizi elbette geliştireceğiz fakat tüm enerjimizi harcayarak değil. Zayıf yönlerimizin ilk etapta bizi idare edecek seviyeye gelmesi yeterlidir. Matematikte sınıfın en iyisi, fen bilgisinde okulun dahi çocuğu, iş yerinde süper beyaz yakalı olmayı hedeflemeden yapmalı bunu. Güçlü yönlerimizden elde edeceğimiz özgüven ve başarı duygusu ile zayıf olduğumuz konularda zamanla daha iyi olduğumuzu görmemiz zaten mümkün olacak. Yıllardır kaçırdığımız konu belki de bu. Herhangi bir konu ile ilgili ‘yapabiliyorum, başarabilirim’ düşüncesi içinde olduğumuzda bunu gündemimizde olan diğer alanlara da transfer etmemiz kolay olacaktır. “ Bak bunu yapabildin, o halde biraz çaba gösterirsen bunu da yapabilirsin” diyerek yüreklendirmek gerekir çocukları, kendimizi.

Herkesin her konuda eşit derecede başarılı olması, her işi herkesin aynı şekilde yapıyor olması hepimizi sıradanlaştıran bir durum halini almaz mı zaten. Bizi diğer insanlardan farklı kılan özelliklerimizin ve yetkinliklerimizin keşfine çıkmalıyız. “Benim diğerlerine göre daha iyi olduğum konular neler” diye sormalıyız kendimize. Sadece zayıf yönlere odaklanmak bizi ortalama bir birey yaparken başarılı olmanın anahtarı güçlü yönlerimizi daha da güçlendirmekten geçmektedir. Sol ayağı ile yaptığı başarılı vuruşlarla ünlü olan futbolcular zamanlarını sağ ayağını güçlendirmek için harcasaydı büyük ihtimalle şu an isimlerini bile bilmeyecektik.

Belirli bir alanda başarılarıyla ün yapmış isimlerin hayatına baktığımızda çok sayıda buna benzer örnekle karşılaşsak da kendi hayatımızda bu durumu kabullenmek çok karşılaşılan bir durum değil.

İnsanın her alanda başarılı olamayacağı gerçeğini kabul etmek başarıyı ve mutluluğu getirecektir diye düşünüyorum. Her konuyla ilgilenmeyi sevmek zorunda olmadığımız gibi her konuda başarılı olmak zorunda da değiliz. Yapmamız gereken, bizim hayatta kalmamızda bilmemizin faydalı olduğu konuları belirli bir düzeye getirirken güçlü olduğumuz ve yapmaktan keyif aldığımız alanlarda kendimizi daha da geliştirmek. Denemeye değmez mi?

Şahika Akkuş Sert
Uzman Psikolog


Yorumlar

  1. Alper diyor ki: Şubat 3, 2017 at 10:39 pm

    Hiç bu açıdan düşünmemiştim. Bakış açımı genişleten çok güzel bir yazı. Farkındalık yarattığınız için teşekkürler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir